|
FELSEFE
VE ÇIKIŞI Bugün bizim de kullandığımız felsefe
deyimi, Yunanca philosophia sözcü-günden gelir.
Felsefe, philosophia’nın Arapçada
aldığı biçimdir. Türkçeye de Arapça üzerinden bu
biçimde girmiş. Philosophia bileşik bir sözcüktür,
iki sözcükten kurulmuştur: philia ile sophia’dan. İlki sevgi, ikincisi bilgelik, geniş
anlamıyla bilgi demektir. Buna göre philosophia:
bilgiyi, bilgeliği sevme de-mekti. Platon’un öğrencilerinden Herakleites Pontikos’un
söylediğine göre, philo-sophia
deyimini ilkin Pythagoras kullanmış. Pythagoras kendine philosophos
(filozof) dermiş. Çünkü, ona göre sophia, bilgelik,
eksiksiz doğru yalnız tanrı-lara yakışır; insana
ise ancak philosophia, yani bilgeliği sevmek,
dolayısıyla ona ulaşmaya çalışmak yaraşır. Buna göre, philosophia
durup dinlenmeden bilgiyi, doğruyu arama işidir. Düşünme ile olsun, deney ile
olsun, burada varılmak istenen şey: doğrudur, hakikattir. Felsefe, doğru’ya
varmak ister, bunun için uğraşır; eldekilerini bu
amacı bakımından boyuna ayıklar, eleştiren bir süzgeçten geçirir. Kısaca: philosophia bilgi bir sevmedir, ona varmak özleyişiyle
yoluna bir düşmedir, onu elde etmek için bir çabadır. Felsefenin adını olduğu gibi, kendisini
de, ANADOLU’DA buluyoruz. Isa’dan önce 6. yüzyılda, o zaman İonia
adı verilen bölgede (Aşağı yukarı bugünkü Izmir ve
Aydın illeri ile karşılarındaki adalar) birtakım düşünürlerle karşılaşıyoruz
ki, bunlar yapıtlarına peri plıyseos (Doğa üzerine)
karakteristik adını veriyorlar. Bu yapıtlar, doğanın, evrenin bilimsel bir
tablosunu çizmek için yapılmış olan ilk denemelerdir. İşte İonia’da bulduğumuz bu gelişme ile Felsefe başlamış oluyordu. Nitekim, göreceğiz, bu
gelişme bizi sonra dosdoğru Platon ile Aristoteles’e, Yunan felsefesinin bu
iki doruğuna ulaştıracaktır. Yunan felsefesini
Doğu’dan gelen etkilerden türetmek denemeleri yapılmıştır. Bu denemelerin
daha İlkçağ sonlarında yapıldığını görüyoruz: Yahudiler, Yeni pythagorasçılar, Yeniplatoncular
ile Hıristiyanlar Yunan felsefesinin kökünün Doğu’da olduğu savını
yaymışlardır: Örneğin, 1.8. 2. yüzyılda yaşamış olan Numenios
adında bir Yeni pythagorasçı “Platon, Attika diliyle konuşan Musa’dan başka bir şey değildir”
demiştir. Ayrıca Elealılarda Hint, Pythagorasçılarda Çin, Herakleitos’da
Pers, Empedokles’de Mısır, Anaxagros’da
Yahudi dininin etkileri olduğu ileri sürülmüştür. Günümüze kadar sürüp gelmiş
olan bu denemeler, bazı bakımlardan haklıdırlar, Bunu bilgi konusunda açık
olarak görebiliriz: İlk Yunan düşünürleri, birtakım bilgilerini elbette
Doğu’dan almışlardır; bu arada, özellikle geometri bilgilerini Mısırlılardan,
astronomi bilgilerini de Babillilerden
edinmişlerdir. Sokrates, bütün İllkçağ
için en büyük örneği olacaktır. Yunan felsefesinin ancak son döneminde,
Batı’nın bilimi ile Doğu’nun dini kültlerinin karşılaştıkları bu dönemde,
daha çok din coşkusu ile dolu, kurtuluşu öğütleyen tipi görüyoruz. Bu arada
Atina’da meydana gelen iki büyük felsefe sistemi Platon felsefesiyle
Aristoteles felsefesi, kendilerinden sonraki zamana, ta günümüze değin, yön
verici bir etkide bulunmuşlardır; öyle ki, bu etki olmaksızın Batı
düşüncesini tasavvur etmeye imkan yoktur. |